Gazzâlî’nin en çok okunan ve en kalıcı eserlerinden biri olan İhyâu ulûmi’d-dîn, ilmi, ameli, ahlakı ve kalp terbiyesini aynı bütünlük içinde ele alan büyük bir irşat külliyatıdır. Albaraka Yayınları’nın İhyâ’nın başlıklarını müstakil ciltler hâlinde yayımlaması, bu büyük eserin katmanlarını bugünün okuru için daha belirgin, daha erişilebilir bir okuma zemini içinde sunuyor. Üstelik bu yayın çizgisinin devam edecek olması, İhyâ’nın diğer bölümlerini de aynı titizlikle okurla buluşturacak daha geniş bir bütünün habercisidir. İnsanlardan Uzak Yaşamanın Ahlaki Esasları, bu büyük külliyatın dikkat çekici başlıklarından biri olarak insanın kalabalıklar içindeki hâli ile yalnızlıkta kendi hakikatiyle yüzleşmesi arasındaki dengeyi konu edinir.
Gazzâlî bu eserde uzlet ile ihtilat arasında öteden beri süregelen tartışmayı, kuru bir züht çağrısına dönüştürmeden, delilleri, faydaları, zararları ve insan tabiatının kırılgan yönleri üzerinden ele alır. İlk bölümde uzleti savunanlarla insanlarla iç içe yaşamayı faziletli görenlerin görüşlerini ve dayandıkları delilleri ortaya koyar. İkinci bölümde ise uzletin faydalarını, afetlerini, insanlarla bir arada yaşamanın sağladığı imkânları ve uzletin edeplerini sistemli biçimde işler. İbadet ve tefekküre yoğunlaşmak, günahlardan korunmak, fitne ve husumetten uzak kalmak gibi başlıkların yanında; öğrenmek, öğretmek, dostluk kurmak, tevazu ve tecrübe kazanmak gibi toplumsal hayatın kıymetli yönlerini de ihmal etmez. Böylece eser, tek taraflı hükümler veren bir metin olmaktan çıkar; insanın durumuna, mizacına ve manevi seviyesine göre değişen hikmetli bir ölçü sunar.
Metnin en güçlü taraflarından biri, yalnızlığı övmek ya da toplumu bütünüyle yermek gibi kolay sonuçlara gitmemesidir. Gazzâlî, insanlardan uzak durmanın ibadet, zikir, tefekkür ve nefsi koruma bakımından taşıdığı imkânları gösterirken; insanlarla beraber yaşamanın öğretme, öğrenme, fayda üretme, terbiye olma ve dostluk kurma gibi vazgeçilmez taraflarını da dikkatle tartar. Bu sebeple İnsanlardan Uzak Yaşamanın Ahlaki Esasları, bir kaçış çağrısından çok, insanın kendi selametini hangi şartlarda, nerede araması gerektiğine dair derin bir muhasebe kitabı olarak okunur. Bugün de kalabalığın yorgunluğu, ilişki biçimlerinin ağırlığı, iç dünyaya çekilme ihtiyacı ve sahih bir kulluk arayışı gibi meseleler düşünüldüğünde, metnin söyledikleri şaşırtıcı biçimde canlı ve günceldir.
Osman Bayder’in İslam hukuku sahasındaki akademik birikimiyle beslenen tercümesi, Gazzâlî’nin ilmî ciddiyetini ve kavramsal inceliğini Türkçede hakkıyla duyurabilen bir dikkat ve olgunluk taşıyor. Bu bakımdan elinizdeki eser, Gazzâlî’nin büyük mirasına açılan sağlam bir kapı olmakla kalmayıp İhyâ külliyatının diğer başlıklarını da heyecanla bekletecek nitelikli bir başlıktır.