Levent Sümer ile Küresel Konut Krizi

Levent Sümer ile Küresel Konut Krizi
  1. Bu kitabın yazım süreci nasıl başladı? Sizi küresel ölçekte konut krizini ele almaya yönlendiren temel motivasyon neydi?

2023 yılında The World Economy and Financial System adlı ilk kitabım yayımlandığında küresel ekonomi ve finansal sisteme yeni bir paradigma değişimi ile bir model önerisi sunmuştum. Uygulanma biçimiyle kapitalizmin getirdiği borçlanmaya dayalı aşırı tüketim ve toplumlar arası gelir ve servet eşitsizliğindeki artışa karşı sürdürülebilir ve alternatif bir model önermek sisteme karşı ciddi bir başkaldırıydı. Pandemi ile birlikte yükselen enflasyon, aşırı yükselen satış ve kira fiyatları ve artan faizlerle birlikte konut sektöründe finansmana erişimin azalması küresel anlamda bir konut krizi oluşturdu. Geçmiş çalışmalarımda konut sektöründe alternatif faizsiz finansman modelleri önermiştim. İkinci kitabım olan Küresel Konut Krizi’ni temel bir hak olan barınma sorununa, sürdürülebilir bir çözüm üretmek adına, belki planladığım tarihten de daha erken bir şekilde kaleme almaya karar verdim.

  1. Araştırma sürecinde hangi kaynaklar veya deneyimler belirleyici oldu? Sahadan, akademiden ya da kişisel gözlemlerden beslenen noktalar nelerdi?

Ben bir ayağı akademide bir ayağı özel sektörde olan biriyim. Akademiye yıllarca özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra geçen ancak pratik uygulamayla iç içe bir ders içeriği ile farklı bir üslupla ders anlatan bir akademisyenim. Beslendiğim temel kaynakları birebir içinde bulunduğum pratik saha uygulamaları, toplumsal gözlemlerim, okumalarım ve akademik çalışmalar olarak değerlendirebilirim.

  1. Kitap, sadece ekonomik ya da mimari değil aynı zamanda toplumsal bir mesele olarak konutu tartışıyor. Bu çok katmanlı yaklaşımı nasıl kurguladınız?

Bu kurgu aslında benim kişiliğimin ve kariyer gelişimimin bir yansıması. Çocukluk dönemimden beri hep çok yönlü bir kişiliğe sahip oldum. Örneğin lise dönemimde iyi bir sayısalcı olarak çok güzel denemeler yazardım. İTÜ İnşaat Mühendisliğinden mezun ve analitik bir yaklaşıma sahip biri olarak ABD’de IIT’de burslu olarak İnşaat Proje Yönetimi alanında yüksek lisansımı tamamladım. Uzun yıllar sektörde proje yönetimi alanında çalışırken Boğaziçi Üniversitesinde gayrimenkul finansmanı alanında yazdığım doktora teziyle zincire finans boyutunu ekledim. Gerek yazdığım akademik makalelerde gerekse farklı gazete ve dergiler için kaleme aldığım yazılarda hep toplumsal faydayı gözetecek bir yaklaşım benimsedim. Yazılarım genel itibarıyla toplumsal gözlem ve sosyolojik betimlemelerle analitik, sürdürülebilir ve uygulanabilir finansal modeller içermekte. Bu kitap da çerçeve kitap olarak tanımladığım ilk kitabımda olduğu gibi bu çoklu bakış açılarına sahip bir çerçevede kurgulandı.

  1. Küresel verilerle çalışmak zorlu bir süreç. Farklı ülkelerden gelen istatistik ve raporları ortak bir çerçevede yorumlamak açısından sizi en çok zorlayan şey neydi?

Veriye erişim temel bir problem ancak daha da sıkıntılı olan verilerin güvenilirliği. Uluslararası kabul görmüş prestijli kurumların verilerini kullanmaya özen gösterdim. Bazı ülkelerde veriler çok eski yıllara dayanırken bazıları ise çok yeni ve yetersizdi. Hepsini tek bir çatıda ve düzlemde toplamak zordu. Ancak okuyucuyu istatistiki veriye boğmadan, düşündürmek, sorgulatmak, sonuca ve sürdürülebilir faydaya odaklamak temel hedefim oldu.

  1. Kitabın yazarı olarak Türkçeye çevirisini de siz yaptınız. Kendi metninizi başka bir dilde yeniden üretmek size neler hissettirdi? Bu süreçte anlam kaybı veya yeni anlamlar oluştu mu?

Bu çok ilginç ve bir o kadar da güzel bir duygu. Uluslararası alanda yayın yapan biri olarak ilk kitabım dâhil hemen hemen tüm yayınlarımı İngilizce yapıyorum. Türkçe benim için çok kıymetli ancak maalesef kendi dilimizde yaptığımız yayınlar uluslararası bir etki oluşturamıyor. Küresel Konut Krizi’nin İngilizce aslı geçen sene Kasım ayında yayınlandı. Şu anda dünyada Harvard, MIT gibi birçok prestijli üniversitenin kütüphanelerinde yerini almış ve Avrupa Parlementosu’nun Kütüphanesinde Konut Politikaları alanında “Önerilen Seçili Yayınlar” arasına girmiş durumda. Türkiye’de birçok kurum ve kişiden kitabın Türkçe çevirisinin yayımlanması konusunda çok talep aldım. Albaraka Kültür, Sanat ve Yayıncılık yöneticileri ile yaptığımız görüşmede kitabın anlatmak istediği mesajı en iyi benim çevirmem durumunda (bu süreci de daha kısaltacaktı) vereceğimize kanaat getirdik. Birebir cümle çevirisi yapmak bence kitabın genel yapısını bozduğu için anlam bütünlüğünü ve ruhunu koruyacak bir çeviri yaklaşımını referans aldım.

  1. Kitapta, piyasa dinamiklerinin insan yaşam alanlarını nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı örneklerle anlatıyorsunuz. Sizce bu dönüşümün en görünmez ama en yıkıcı sonucu nedir?

İnsanların istemediği mahallelerde, istemediği daire tiplerinde, bazen kutu gibi, hava almayan yerlerde yaşamak zorunda kalması. Bir yanda gecekondular, hemen yanı başında dev duvarlarla çevrili, sosyal donatılı lüks siteler. Bu toplumsal ayrışma, sosyolojik kopuşlar, psikolojik ve fizyolojik sorunlar doğuruyor. Finansal problemler sebebiyle bir rüya olarak başlayan ev sahibi olma fikri hüsranla sonuçlanıyor maalesef. Konut sorununu temel ihtiyaçlar çerçevesinde ele alırken bu noktalara özellikle odaklanmak gerekiyor.

  1. Konutun artık bir “hak”tan çok bir “yatırım aracına” dönüşmesi, kitabın temel eleştirilerinden biri. Sizce bu eğilim tersine çevrilebilir mi, yoksa geri dönüşsüz bir kırılma mı yaşadık?

Dünya’da 150 milyon insan tamamen evsiz. 1,6 milyar insan bir ev olarak tanımlanamayacak derecede kötü koşullarda, sadece barınaklarda yaşıyor ve bu sayı 2030 yılında 3 milyara yükselecek. Yani teknoloji ve yapay zekâ çağında her 3 insandan birinin içinde huzur bulacağı bir evi olmayacak aslında. Bu inanılmaz bir ikilem. Bir tarafta bir ev kiralayamayacak kadar finansal durumu kötü olan bir kesim, öte yandan gayrimenkullere yatırım yaparak gelirini katlayan zengin bir azınlık. Bunu önlemek mümkün ancak bu bakış açısı ve politikalarla oldukça zor. Bunun için kitapta önerdiğim politika önerileri ve alternatif finansman modellerinin büyük bir irade ve kararlılıkla hayata geçirilmesi şart. Çok zor ama imkânsız değil.

  1. Eser, krizi ele alırken aynı zamanda olası çözüm arayışlarından da söz ediyor. Sizce şimdiye kadar öne sürülmüş ve şu an hâlâ gündemde olan çözüm önerilerinden ne kadarı gerçekçi, hangileri yalnızca retorik düzeyde kalıyor?

Dünya’da konut politikaları alanında birçok iyi uygulama var ve kısmen başarılı sonuçlar vermiş. Ancak temel eleştiri bu politikaların sürdürülebilirliği. Öte yandan banka kredilerine bağımlı bir finansman sistemi var. Politikalar iyi olsa da finansman modelleri banka kredileri temelli olduğu sürece bu kısır döngüyü kıramayız. Çünkü finansal sistemin merkezde olduğu bir dünyada bu alandaki her bir kırılganlık başta konut sektörü olmak üzere birçok sektörü olumsuz etkileyecektir. Bu kitapta aslında geçmiş krizlerdeki hatalar, yanlış uygulamalar ve alınan/alınmayan dersler ekseninde bu kısır döngüyü kıracak sürdürülebilir modeller öneriyor.

  1. Son olarak, kitabı eline yeni alacak bir okuyucuya ne söylemek istersiniz? Bu çalışmanın onlara ne düşündürmesini, ne hissettirmesini umuyorsunuz?
Eğer bir sorunu daha önce başarısız olmuş aynı yöntemlerle çözmeye kalkarsak sonuca asla ulaşamayız. Hepimiz bir penrose merdivenindeyiz ve bu illüzyondan kurtulmak için bakış açımızı değiştirmemiz ve kutunun dışına çıkarak düşünmemiz gerekiyor. Okuyucuların da ellerindeki kitabı bu değişimin tetikleyicisi olarak değerlendirmesini dilerim. Bu sadece konut sektörü için değil hayatlarındaki bireysel kararlar için de onlara farklı bir perspektif katacaktır diye düşünüyorum.
Etiketler: röportaj
Kasım 21, 2025
Listeye dön
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR